"...Dama çıkıp çamaşır asıyorum. Nasıl özlemişim... O çamaşırların salınması öyle hoşuma gidiyor ki bir daha yıkayıp bir daha asıyorum."

 

Kendimi başkaları tarafından korunan bir ağaç gibi hissediyorum. Her geçen sene halkam genişliyor, kabuklarım kalınlaşıyor. Köklerim daha derine iniyor. Hayata daha iyi tutunuyorum. Bütün ağaçlar gibi ben de öleceğim, ama ayakta...

 

tamamı...

 

Özellikle dağda şarkı söylemek çok güzeldir. Dağlara şarkı söylerim; ağaçlardan cevap gelir. İnanılmaz bir büyü...

tamamı...

 

Sonbahar geldi, hanımelleri açmıyor. Ama yine de çıkan son birkaç tanesini gidip seviyorum. Allah'ım ben sırf bu yüzden ölmek istemiyorum. Onları bir daha koklamak istiyorum çünkü...

 

tamamı...

 

Doğayla baş başa kalmak... Öncelikli olarak o. Her şey orada gizli. Doğayla baş başa kaldığınız zaman doğanın müziğini dinliyorsunuz. Tabiat ananın size neler verdiğini fark edebiliyorsunuz. Doğanın sunduklarını görüyorsunuz...

 

tamamı...

 

Bugün her şey para mı? İnanın ne kadar iyi şarkı söylediğim, güzel mi çirkin mi olduğumun zerre kadar önemi yok. Çünkü bir hayvan gibi yaşıyorum, önsezilerimle. Çabalarım bir hayvan kadar masum olmak yönünde. Bir gün inşallah buraya varacağım...

 

tamamı...

 

Artık insanlar sadece istedikleri şeyi söylüyor; göstermek istedikleri biçimde yaşıyorlar. Marka çılgınlığı, zaten yolları olmayan bir kentte kocaman arabalarla geziyor; çevreyi kirletiyorlar. Ben kendi çabalarımla çevremi temiz tutmaya çalışırken koca bir toplum kendi kıyametini hazırlıyor. Üzülüyorum...

 

tamamı...

 

Bu sektörde sadece sahnede kendimi çok iyi hissettim, insanlara şarkı söylerken. Bunun dışında insanların, çağın getirisiyle değişmesinden mutsuzum. Onun için yalnızlığım iyi...

 

tamamı...

 

Benim ayaklarımı koyduğumu yer kadar, aldığım nefesle günde kaç metreküp oksijen tüketiyorsam, ne kadar midem varsa, benim hakkım o kadardır. Bu hakkımı birazcık daha fazla almak, hiç doymamak, karnı doysa gözü doymamak; bütün bunlar insanın ruhunu kirleten şeylerdir...

 

tamamı...

 

Bugünkü gençler çok çabuk tüketip, çabuk doyuyorlar. Duyguları da, ellerindeki eşyaları da. Bizim kuşağımız küçük şeylerle mutlu olmayı biliyordu...

 

tamamı...